<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024</id><updated>2012-02-16T16:20:50.484+02:00</updated><category term='deprem'/><category term='anadolu'/><category term='yahoo'/><category term='güngör'/><category term='madencilik'/><category term='sipahioglu'/><category term='sipahioğlu'/><category term='gungor'/><category term='tamek'/><category term='maden'/><title type='text'>Güngör Sipahioğlu</title><subtitle type='html'>Güngör Sipahioğlu Blog Sitesi</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>23</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-6775780297349276518</id><published>2006-10-29T13:42:00.001+02:00</published><updated>2006-10-29T14:01:56.895+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madencilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anadolu'/><title type='text'>ANADOLU'DA MADENCİLİĞİN TARİHÇESİ</title><content type='html'>ANADOLU'DA  MADENCİLİĞİN TARİHÇESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Anadolu'da  madencilik binlerce yıl önce başlamış, M.Ö. 7000 yıllarında saf bakır, M.Ö.(3000-1200)  yılları arasında tunç yaygın olarak kullanılmıştır. Daha sonra Hititler (M.Ö.  1750-2000), Urartular.&lt;br /&gt; ( M.Ö. 850-585), Frigyalılar (M.Ö. 750-650)ve Lidyalılar (M.Ö. 650-550), dönemlerinde  Anadolu'da çeşitli maden yataklarını işletmiş, izabe tesislerini kurmuş, metal  para basıp kullanmışlardır.&lt;br /&gt;    Roma, Bizans ve Selçuklu  dönemlerinde giderek gelişen madencilik, Osmanlı Imparatorluğu'nun ilk dönemlerinde  devlet katkısı görmüş, 1815 yılında Bandırma yakınlarında bor, 1829 yılında Zonguldak'ta  taşkömürü, 1848 yılında Bursa-Harmancık'ta krom bulunmuştur.&lt;br /&gt;    Devletin  maden sahiplerinden %25 gibi bir hisse almasını öngören 1861 tarihli ilk Maden  Nizamnamesi, etkili denetim olmadığı için başarı sağlayamamıştır. Daha sonraları  1869, 1886 ve 1906 yıllarında üç ayrı maden yasası çıkarılmıştır. 1906 yasası  ile işletme izni süresi, 99 yıl olarak belirlenmiş ve devlet payı madenin cinsine  göre (%1-20) arasında değişmiştir.&lt;br /&gt;      Osmanlılar  döneminde yabancı egemenliğinin altında olan madencilik sektöründe, Cumhuriyet'in  ilanından sonra yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu dönemde, öncelikle büyük eksikliği  olan madencilik öğrenimi yapmış, teknik elemanların yetiştirilmesi ve yeni ekonomik  model saptanmasına çalışılmıştır. Cumhuriyet rejimi ayrıcalıklı yabancı sermayeye  karşı çıkmış, ancak anonim ortaklıklar kurularak yabancı sermayenin madencilik  sektöründe yoğun girişimlerde bulunmasını da sağlamıştır. İzmir İktisat Kongresinde  (1923), bu doğrultuda alınan kararlar ışığında özel kesimin finansmanını karşılamak  üzere İş Bankası ve Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. Ancak, ülkenin  savaştan yeni çıkmış olması, özel kesimin sermaye birikiminin yeterli olmayışı  ve 1929 dünya ekonomik krizi nedeniyle özel girişime dayalı politikada başarılı  olunamamış, sektörde kamunun etkinliği arttırılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;    Devletin  madencilik sektöründe öncülük yapması amacıyla, madenlerimizin daha rasyonel bir  şekilde aranması, bulunanların rezerv ve kalitelerinin tespiti, ekonomiye kazandırılması  için 1935 yılında MTA Enstitüsü, bulunan madenlerin işletilmesini sağlamak amacıyla  aynı yıl Eti bank, 1940 yılında da Ereğli Kömür İşletmesi Müessesesi (EKİ) kurulmuştur.&lt;br /&gt;     1940 yılında Raman'da MTA tarafından bulunan petrolün  arıtılması amacıyla 1942 yılında aynı yörede yine MTA tarafından 10 ton/gün kapasiteli  bir rafineri kurulmuş, 1954 yılında MTA'dan alınan eleman, ekipman ve dökümanlarla  Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kurularak, devlet adına petrol arama,  üretim, arıtma görevlerine başlamıştır.&lt;br /&gt;    1954 yılında,  o güne kadar yalnız kamu kuruluşlarınca işletilen bazı madenleri özel girişimin  arama ve işletmesine açan ve özel-kamu girişimine eşit davranılmasını ilke edinen  6309 sayılı maden kanunu yürürlüğe konmuştur.&lt;br /&gt;    1957  yılında, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu oluşturulmuş ve o zamana kadar Etibank  tarafından yürütülen taşkömürü ve linyit üretim görevi bu kuruluşumuza devredilmiştir.&lt;br /&gt;     Planlı kalkınmayı öngören 1961 Anayasası'nın 130. maddesi  ile doğal kaynaklarımız, anayasa güvencesine alınmıştır.&lt;br /&gt;    1963  yılında, enerji ve madencilik ile ilgili politikaları oluşturmak, uygulamaları  denetlemek ve yönlendirmek amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı kurulmuştur.&lt;br /&gt;     Planlı dönemde, maden kaynaklarımızdan en fazla yararı  sağlamak, yurt içi talebi karşılamak ve dış satım artışı sağlamak,ana  hedefler  olarak  belirlenmiştir.&lt;br /&gt;    1978 yılında çıkarılan  2172 sayılı kanunla, çok sayıda kömür ve demir işletmesi devletleştirilmiş, ancak  üretimdeki düşüşler nedeniyle devletleştirilen sahaların bir çoğu 1983 yılında  çıkarılan 2804 sayılı kanunla sahiplerine iade edilmiştir.&lt;br /&gt;    Yine  1983 yılında Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) kurulmuş ve taşkömürü üretimi TKİ'den  alınarak bu kuruluşa devredilmiştir.&lt;br /&gt;    1985 yılında  yayınlanan ve madenlerimizin daha rasyonel bir biçimde aranmasını ve işletilmesini  amaçlayan 3213 sayılı maden kanunu, günümüzde de yürürlüktedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-6775780297349276518?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/6775780297349276518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=6775780297349276518' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/6775780297349276518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/6775780297349276518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/anadoluda-madenciliin-tarihesi.html' title='ANADOLU&apos;DA MADENCİLİĞİN TARİHÇESİ'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-9032259092816662542</id><published>2006-10-29T13:35:00.000+02:00</published><updated>2006-10-29T14:02:31.597+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madencilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>MADENCİLİK SEKTÖRÜNÜN EKONOMİDEKİ YERİ</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;MADENCİLİK  SEKTÖRÜNÜN EKONOMİDEKİ YERİ    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurdumuz,  karmaşık jeolojisi ve tektoniğinin sonucu olarak çok çeşitli maden kaynaklarına  sahiptir. Ancak, bu karmaşık jeoloji ve tektonik, aynı zamanda maden yataklarımızın  küçük boyutlu ve çok parçalı olmasının da bir nedenidir.Çeşitlilik açısından dünyanın  zengin ülkelerinden biri olmamıza karşın,gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse  tek tek yatak boyutları  kıyaslandığında geri sıralarda yer almaktayız .  Dünya rezervlerinde önemli paya sahip olduğumuz madenlerin başında bor gelmektedir.  Dünya bor rezervinin % 51�i yurdumuzda bulunmaktadır. Bunun dışında dünya perlit  rezervinin % 8.7�si, barit rezervinin % 7.1�i,  sodyum sülfat rezervinin  %3�ü, cıva rezervinin % 3�ü, diatomit rezervinin % 2.9�u, linyit rezervinin %  2.2�si, antimuan rezervinin% 2.26� sı,manyezit rezervinin %1.47�si,gümüş rezervinin  % 1.44� ü, bakır rezervinin %0.37�si,krom rezervinin %0.40�ı ve altın rezervinin  %0.23�ü ülkemizdedir.&lt;br /&gt;   Türkiye'nin 1996 yılı dünya  maden üretimindeki payları önem sırasına göre, bor da % 48, perlitte % 11.82,  manyezitte % 10,67, feldispatta % 7.92, kromda % 6.87, linyitte % 5.20, bentonitte  % 4.31, baritte % 2.38, grafitte % 2.18'dir.&lt;br /&gt;   1997  yılı maden ticaretimize değer ($) olarak bakacak olursak; İthal ettiğimiz madenlerin  başında taşkömürü, demir, linyit, kok kömürü, fosfat,bakır, zirkonyum, asbest,  kaolen; ihraç ettiğimiz madenlerin başında bor, krom, bakır, manyezit,çinko, feldispat,   mermer,barit ve pomza gelmektedir. 1997 yılı itibariyle ihracatımız 424 milyon  $, ithalatımız 934 milyon $'dır (petrol-doğalgaz hariç).&lt;br /&gt;    Doğal zenginliklerimiz açısından en önemli madenimiz olan BOR, dünya rezerv ve  üretiminde % 50�den fazla pay almakta olup, dış piyasada Türkiye'yi temsil etmek  durumundadır. Dünya bor piyasası Türk kolemanitinin hakimiyetindedir ve madencilik   sektörünün en büyük döviz kazancı bor ihracatından kaynaklanmaktadır. Dünya TRONA  rezervinin % 97.71'i ABD'de, geri kalanının %3' ünün Türkiye'de olması sebebiyle  trona varlığımız da dikkat çekici sayılabilir.&lt;br /&gt;   Ekonomimiz  içindeki yeri sürekli gerileyen madencilik sektöründe, yatırım talebinin   azalma eğilimi göstermesi doğaldır. DPT yatırım teşvikleri incelendiğinde; Teşvik  belgelerinin sektörel dağılımında madencilik sektörünün payı 1987 yılında % 7.6,  1988'de % 2, 1989'da % 2.8, 1990'da % 2.7, 1991'de % 3.6, 1992'de % 2.9, 1993'de  % 2.8, 1994'de % 2, 1995'de % 0,6 ,1996� da %1.3 ve 1997� de %1.7 olmuştur.&lt;br /&gt;    Sabit sermaye yatırımlarında ise 1987 yılında % 2.8 olan  madencilik sektörünün payı 1988'de % 2.9, 1989'da % 2.2, 1990'da % 2.2, 1991'de  % 2.3, 1992'de % 2.3, 1993'de % 1.4, 1994'de % 1.5, 1995'de % 1.3, 1996�da %1.1  ve 1997�de %1.2 (tahmini) olarak gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;   Arama  ve işletme yatırımlarının azalmasıyla, yapılan maden istihracı, potansiyelin gerisinde  kalmakta ve madenciliğimizin ekonomideki payı giderek küçülmektedir. 1986 yılından  önce GSMH dan % 2 oranında pay alan madencilik sektörünün bu payı, 1990�da % 1.58,  1991�de % 1.54, 1992�de % 1.35, 1993�de % 1.09; 1994�de % 1.39, 1995'de % 1.29,  1996�da%1.2 ve 1997�de %1.1  olarak gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;   Madenciliğimizin  GSMH �daki payı ortalama % 1.5 civarında seyrettiği ve bu oranın 2 milyar $ lık  bir miktarı ifade ettiği görülmektedir. Bu oran Almanya ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde  de % 2-4 civarındadır. Miktar olarak bakıldığında bu oranların ifade ettiği rakamlar  Almanya'da 30 milyar $, ABD �de ise 150 milyar $'dır. Yani bu üIkelerde, madencilik  önemini korumaktadır ve bu miktarlarla aramalarını, işletmelerini ve teknolojilerini  geliştirmeleri mümkün olmaktadır.&lt;br /&gt;   Ayrıca bu ülkeler sanayi  devrimlerini de madencilik sektörü sayesinde gerçekleştirmişlerdir. Gelişmekte  olan ülkelere baktığımızda ise madencilik sektörünün GSMH içindeki payının % 20'lerde  olduğunu görürüz. Bu oran da bu ülkelerde madenciliğin gelişmesi için bir kaynak  yaratıldığını açıkça göstermektedir. Gelişmekte olan bir ülke durumundaki Türkiye   bir yandan 1 milyonluk nüfus artışını besleyebilecek yatırım ve üretimi sağlamak,  diğer yandan fert başına düşen milli geliri artırarak halkın refah düzeyini yükseltmek  zorundadır. Bunu sağlayacak en önemli kaynaklardan biri olan madenciliğin katkısı  yetersiz kalmaktadır. ÜIkemiz maden ticareti rakamları dikkate alındığında, ithalatın  artmasına rağmen, ihracatın aynı seviyelerde kalması bu sektöre yeteri kadar önem  verilmediğinin göstergesidir.&lt;br /&gt;   Madencilik sektörüne  yön verirken uzun vadede bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu politikanın  kalıcı olması yanında, zaman içinde değişip, yeni koşullara uyacak esnekliği de  göstermesi zorunludur. Ayrıca bu politika tespit edilirken maden potansiyelimiz  sağlıklı bir şekilde belirlenmeli ve doğal kaynaklarımızın tükenebilirliği göz  önüne alınmalıdır. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, sektörün alt yapısını  oluşturan doğal kaynakların aranıp bulunmasının, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi  devlet tarafından yapılmasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Madencilik sektörümüzün  gelişmiş ülkeler düzeyine gelmesi ve ekonomimizde olması gereken yere ulaşması  için sektördeki belirsizliklerin en aza indirilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;   Arama  çalışmalarının sağlıklı yapılmasının önemini ve bunu devletin üstlenmesinin zorunluluğunu  bu şekilde vurguladıktan sonra, devlet, sınırlı kaynaklarını akılcı bir şekilde  aramalarda yoğunlaştırmalı ve işletme aşamasında kademeli olarak çekilmelidir.  Bu alan özel sektör çalışmalarına açılmalı ve özel girişimciler teşvik edilmelidir.  Bundan sonraki aşamada çalışmaların verimli olabilmesi için gerekli yasal ve kurumsal  düzenlemelerin yapılması ve bunlara işlerlik kazandırılması gerekmektedir.        * Madencilik Sektörü Toplantı Raporu - Haziran 2000-&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-9032259092816662542?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/9032259092816662542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=9032259092816662542' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/9032259092816662542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/9032259092816662542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/madencilik-sektrnn-ekonomideki-yeri.html' title='MADENCİLİK SEKTÖRÜNÜN EKONOMİDEKİ YERİ'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-688753612539913982</id><published>2006-10-26T11:35:00.000+02:00</published><updated>2006-10-29T14:04:26.447+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>Atatürk Hakkında Bilinmeyenler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger2/2280/4332/1600/atam.jpg.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/2280/4332/320/atam.jpg.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Atatürk Hakkında Bilinmeyenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-family: Georgia,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk´ün olağanüstü yaşamı boyunca başından son derece ilginç ve gizemli olayların geçtiği biliniyor. Bu sayfamızda da bunların bir kısmına yer vermeye çalışacağız. Zaman içinde bunlara bulduğumuz yenileri de ilave olacak. Hepsini yanyana getirdiğimizde Atatürk´ün üstün şahsiyetinin yanısıra birde olağanüstü ve bilinmeyen bir yanının da olduğu gözler önüne serilmiş olacak.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: Georgia,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;İLK BAŞ KALDIRIŞI :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, oldu olası Arapça derslerinden, yere bağdaş kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazı yazmaktan hiç memnun değildi.Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin ağrıdığı bir gün ayağa kalkarak dersi ayakta dinlemeye başladı.Fakat bu seferde hocası bundan memnun olmamıştı ve Atatürk´e yerine oturmasını söyledi.Atatürk ise dizlerinin ağrıdığını ve oturamayacağını söyledi. Bunun üzerine hocası sinirlenip, deliler gibi haykırarak ;&lt;br /&gt;"Neee bana karşımı geliyorsun " dedi.&lt;br /&gt;Atatürk bunun üzerine ;&lt;br /&gt;"Evet karşı geliyorum" dedi.&lt;br /&gt;Tam bu anda diğer bütün çocuklarda ayağa kalkıp ;&lt;br /&gt;"Evet karşı geliyoruz" diyerek aynı sözleri tekrarlayınca,hoca ne yapacağını şaşırarak onlarla uzlaşmak zorunda kalmıştı. Bu onun ilk baş kaldırışıydı. Liderlik vasfının ve kitleleri peşinden sürükleyen karizmasının ilk ortaya çıkışıydı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSıN...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır.Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi´ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu.Yolda bie bedevi´ye rastladılar.Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi.Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı.Sıra Mustafa Kemal´e gelince, o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi´ye açtı.Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde ;&lt;br /&gt;"Sen padişah olacaksın" dedi ve ilave etti "15 yıl hüküm süreceksin."&lt;br /&gt;Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler.&lt;br /&gt;Aradan yıllar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti´nin Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı.Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona "Artık içme Paşam" dediler.&lt;br /&gt;Atatürk onlara birzamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi´yi hatırlattı ve gülerek ;&lt;br /&gt;"Arap vaktiyle söylemişti, Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek...Hesapça bu son senemizdir..."&lt;br /&gt;Yıl 1938 ´di...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SECCADE ÜZERıNDEKı KEHANET&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi Hint halkı Atatürk´ü ve Türk halkını yanlız bırakmamıştı.Kurtuluş savaşından yıllar sonra ,1929 yılında Bir hintli Mihrace Atatürk´ü Pera Palas´taki 101 No´lu odasında ziyarete gelmişti.Mihrace´nin Atatürk´ü hangi nedenle ziyaret ettiği ve adı ve ziyaret sebebi hala bilinmiyor.Mihrace´nin ziyaretindeki bir sır da getirdiği hediyede yatmaktadır.Bu hediye altın sırmalı, hint işi ipek bir seccadedir.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: Georgia,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Seccadenin üzerinde bir şamdanın asılı olduğu düz bir kemeri,her iki yanında birer güvercin bulunan beş kubbeli bir diğer kemerin çevrelediği görülmektedir.Bordür de fillerden oluşmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: Georgia,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;En ilginç yer ise her iki kemerin arasında orta kısımda dal kıvrımları ve güllerin çevrimi ile oluşan boşlukta romen rakkamlı bir saatin bulunmasıdır ve saat ; 09.08´ i göstermektedir. Atatürk Mihracenin ziyaretinden 9 sene sonra saat 09.05 ´te vefat etmişti.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: Georgia,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Seccade halen Pera Palas´ ta bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK´ÜN GELECEĞı GÖRDÜĞÜ OLAYLAR :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atatürk 1931 yılında,2.Dünya savaşı´nın patlamasının yakın olduğunu söylemiş ve bu konudaki düşüncelerini General McArthur´a şöyle anlatmıştı.&lt;br /&gt;"Versay antlaşması,1.dünya savaşı´na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldırmadı.Tersine rakipler arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirdi.Şimdi içinde yaşadığımız barış dönemi,sadece bir ateşkesten ibarettir.Avrupa´nın geleceği Almanya´nın alacağı tavra bağlıdır."&lt;br /&gt;General McArthur´a göre,savaşın 1940-1945 yılları arasında çıkacağını söyleyen Atatürk,Almanya´nın ancak Amerika´nın savaşa katılması ile yenileceğini ifade etmiştir.&lt;br /&gt;Atatürk hayatının sonlarına doğruda şöyle diyordu ;&lt;br /&gt;"Bir dünya savaşı yakındır.Bu savaş sonucunda, dünyanın durumu ve dengesi baştanbaşa değişecektir."&lt;br /&gt;ATATÜRK, Mussolini hakkında da şu görüşlerini açıklamıştı ;&lt;br /&gt;Mussolini bir maceraperesttir.Milletini bir uçuruma sürüklemektedir.Her tarafa saldırıyor.Bu adam yüzünden,çok şımarmış olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim.,lakin yakında bir küçük millet onlara layık olduğu dersi verecektir.Ve şunuda hatırlatırım ki,bir gün gelecek,Mussolini´yi kendi milleti linç edecektir."&lt;br /&gt;Bu görüşleri aynen gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK´ÜN RÜYASI :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atatürk´ün bir rüyasını da Dr.Reşit Galip Bey´den öğrenmekteyiz,&lt;br /&gt;"Mustafa Kemal ,Ankara´ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü.Ertesi gün bana şöyle anlattı. ;&lt;br /&gt;"Reşit Bey,rüyamda bana ´Paşam ,ınönü´den ne haber?´diye sordunuz.Bende ´vaziyet kritiktir´ cevabı verdim.´Kritik nedir? Anlamadım ki!´dediniz.Bende ´Bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm´ diyerek odama çekildim."&lt;br /&gt;Mustafa Kemal bana bu rüyasını anlattığında düşman henüz ızmir´e çıkmamıştı,ınönü mevkii de henüz bir önem taşımıyordu.Aradan yıllar geçti 2.ınönü savaşı´nın kritik günlerinden biriydi.Mustafa Kemal´in arabası Millet Meclisinin önünde durdu.Hemen yanına koşarak,telaş ve endişe içinde, "Paşam ,ınönü´den ne haber?" diye sordum.&lt;br /&gt;Aynen şu cevabı verdi ;&lt;br /&gt;"vaziyet kritiktir"&lt;br /&gt;O zaman ben ;&lt;br /&gt;"Kritik nedir? Anlamadım ki!" dedim.&lt;br /&gt;O da ;&lt;br /&gt;"Sana bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra gülümsedi ve ;&lt;br /&gt;"Hani Ankara´ya geldikten sonra bir rüya görmüşdüm,hatırladın mı?"&lt;br /&gt;Hafızamı yoklayarak, rüyasını anlattım.Gülerek ;&lt;br /&gt;"işte, rüya ayniyle vakidir.Ben ısmet´i tanırım,göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacağız."&lt;br /&gt;Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmiş ve 2.ınönü savaşı´nın da zaferle sonuçlandığını öğrenmişlerdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK´ÜN 1907´DE ÇıZDıĞı T.C. HARıTASI :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, Kurtuluş savaşından çok önce, ittihatçıların Trakya´da 1907´de yaptıkları bir toplantı sırasında, bir Türkiye haritası çizmişti.Orada bulunanların anlattıklarına göre,o günkü Osmanlı devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk´ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti´nin haritası olacaktı.Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı ;Atatürk, bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük´ü de Türkiye topraklarına katmıştı. &lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: Georgia,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;strong&gt;DENEME UÇUŞU :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uçakların ilk deneme ve gelişme dönemleriydi.Fransa´da yapılan bir uçak gösterisine katılan, birçok ulusun temsilcileri arasında, Osmanlı ateşesi olarak Mustafa Kemal´de katılmıştı.Gösteriyi izleyenler, sırasıyla uçağa bindirilerek gezdiriliyorlardı.Sıra Mustafa Kemal´e geldiğinde, gösteride bulunan ve genç ateşenin komutanı olan şahıs,birden bir rahatsızlık duyarak Mustafa Kemal´in uçağa binmesine engel oldu.Öteki temsilcilerle havalanan uçak kısa bir süre sonra düştü ve içindekilerden sağ kurtulan olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK VE "9" VE "19" Rakkamları :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk´ün hayatında "9" rakkamının kendine özgü önemli bir yeri olmuştur.Örneğin Atatürk´ün doğum yılı olan 1881 rakkamı, "9" rakkamı ile birçok ilşkiler göstermektedir.&lt;br /&gt;1+8=9&lt;br /&gt;8+1=9&lt;br /&gt;18=2x9&lt;br /&gt;81=9x9&lt;br /&gt;18+81=99&lt;br /&gt;19x99=1881&lt;br /&gt;Atatürk´ün harb okuluna girdiği tarih : 1899&lt;br /&gt;Vatanı kurtarmak için Samsun´a ayak bastı : 19/05/1919&lt;br /&gt;Bandırma vapurunda yolcu sayısı 19 ´dur.&lt;br /&gt;ıttihat ve Terakki´nin yıllık toplantısına Trablusgarp delegesi olarak katıldı : 22/09/1909&lt;br /&gt;Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu : 04/09/1919&lt;br /&gt;Erzurum Mebus adaylığını kabul etti : 19/10/1919&lt;br /&gt;TBMM tarafından kendisine gazi ünvanı verildi ve Mareşalliğe terfi ettirildi : 19/09/1921&lt;br /&gt;Atatürk 19.yüzyılda 19 yıl yaşamıştır.&lt;br /&gt;Atatürk 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur.&lt;br /&gt;Atatürk´ün ilk askeri görevi, 19.Kolordu Komutanlığıdır.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk : 19 harften oluşmaktadır.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal Atatürk´ün nüfus cüzdanının numarası da 993814-B idi.&lt;br /&gt;Bu sayı dizisindeki 938 rakkamı öldüğü yılı hatırlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakkamı da ölüm saatinin yakın bir benzeridir.&lt;br /&gt;"Ne mutlu Türküm diyene" =19&lt;br /&gt;"ıstikbal göklerdedir" =19&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK´ÜN ÖNSEZıLERı :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;"Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz,işitisiniz..."&lt;br /&gt;Prof.Dr.Afet ınan "Atatürk hakkında hatıra ve belgeler" adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor. Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi´nin açılış dersinde okuması için afet ınan´a :&lt;br /&gt;"tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır.Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz." diyerek yazıyı verir.&lt;br /&gt;Buna karşılık Afet ınan :&lt;br /&gt;"Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemiyeceğimi" kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi :&lt;br /&gt;"Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz,işitirsiniz..."&lt;br /&gt;30 yıl sonra :&lt;br /&gt;Atatürk tarafından bu yazının verilmesinden 30 yıl sonra yine aynı ay ve günlere tesadüf eden,01 ocak 1966´ da şöyle bir &lt;a href="http://www.blogcu.com/kanal/haber" target="_blank"&gt;haber&lt;/a&gt; yayımlandı :&lt;br /&gt;"Venedik´in Saint Georges Adası´ndaki Benedictis Manastırı Labratuvarları´nda, manastır rahiplerinden Pellegrio´ nun yönetiminde,seslerin ayırımı esasına dayanan çok dikkate değer araştırmalar yapılmaktadır.ıtalya ıçişleri Bakanlığı,1962 ´de başlayan bu çalışmaları kontrol etmektedir.Fakat elde edilen sonuçlar halen açıklanmamıştır.Saint Georges Adası´ndaki bilim kurulunun geçmişe ait sesleri toplayacak,elektronik araçlar üretmeye çalışmakjtadırlar.Bilim adamları özellikle Demosten,Pitagor ve Jul Sezar´ın söylevlerinden kendi sesleri ile parçalar elde etmeye uğraşmaktadırlar."&lt;br /&gt;Haberin sonunda ise daha açıklayıcı bilgilerin şu anda verilemeyeceğinden bahsediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ATATÜRK´ÜN GÖRDÜĞÜ SON RÜYA :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı.Prof.Dr.Afet ınan,olayı şöyle anlatıyor :&lt;br /&gt;"O geceyi rahatsız geçirdi,ilk hafif komayı o zaman atlatmıştı.Ertesi sabahki açıklamasında" :&lt;br /&gt;"Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördüğünü" söyledi ve "Salih´e söyle ,ikimizde bir kuyuya düştük,fakat o kurtuldu" dedi.&lt;br /&gt;Atatürk´ün,burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu,kendisininde söylediği gibi ölümün habercisiydi.&lt;br /&gt;Salih Bozol´un kuyudan kurtulması ise bilindiği gibi,Atatürk´ün vefat ettiği gün ,buna çok üzülen Salih Bozok´un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarılmasını simgeliyordu.&lt;br /&gt;ışte bu ATATÜRK´ün son rüyası idi...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-688753612539913982?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/688753612539913982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=688753612539913982' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/688753612539913982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/688753612539913982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/atat.html' title='Atatürk Hakkında Bilinmeyenler'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-2685603750686187975</id><published>2006-10-22T20:44:00.000+02:00</published><updated>2006-10-31T14:21:35.404+02:00</updated><title type='text'>Şiir</title><content type='html'>Öyle çok özledimki aklıma her düştüğünde gözlerim doluyor&lt;br /&gt;Öyle kocaman öyle büyüksün ki içimde çıkarsam bom boş kalacak&lt;br /&gt;Bıraksam bize yazık olacak&lt;br /&gt;Seni sewmeye sana bağlanmaya sana alışmaya alışmışım çoktan&lt;br /&gt;Yokluğun ağırr soğuk çaresiz&lt;br /&gt;Düğümleniyor boğazım içim çekiliyor acıyor her yanım sensin kanıyor yaram kapanmadan inadına&lt;br /&gt;Zaman herşeyin ilacı unutursun dediler&lt;br /&gt;Ama ben özledikçe sewdim sewdim bi daha sewdim&lt;br /&gt;Göremedikçe gözlerim gözlerini bittim tükendim eridimm&lt;br /&gt;Tenini kokunu ellerini sesini çok özledim&lt;br /&gt;Ne deliyim ne divane sadece çoook büyük sewdim&lt;br /&gt;Ne sen bana kal diyebildin ne ben sana gitme dedim DİYEMEDİM&lt;br /&gt;Varlığındaki huzur yokluğundaki acı kadar büyük&lt;br /&gt;Biliyorum ben imkansızı sewdim&lt;br /&gt;Şimdi bu belki bi ceza belki bi ah&lt;br /&gt;Ama yaşadım aşkın en büyüğünü&lt;br /&gt;Gördüm insanın en dürüstünü&lt;br /&gt;Tam düşerken tuttun ellerimden şimdi ihtiyacı var ellerimin ellerine&lt;br /&gt;Gelsem yolu yok sewsem sonu yok&lt;br /&gt;Senden geriye kalan bu koskoca özlem&lt;br /&gt;Kokun kaldı kalbimde birde yetiniyorum onunla&lt;br /&gt;Canımm derdin ya hep birde o sesin kulağımda&lt;br /&gt;Dua edip uyumak kaldı elimde tek şans&lt;br /&gt;Belki rüyamda sımsıkı sarılırım sana&lt;br /&gt;Özledim özledim çok özledimmmm....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-2685603750686187975?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/2685603750686187975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=2685603750686187975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/2685603750686187975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/2685603750686187975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/ok-zledim.html' title='Şiir'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-2488364951459929628</id><published>2006-10-21T10:08:00.000+02:00</published><updated>2006-10-21T10:09:37.416+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>İnternetten kaçak müzik indiren 8 bin kişi mahkemede</title><content type='html'>&lt;b&gt;İnternetten kaçak müzik indiren 8 bin kişi mahkemede&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Uluslararası Müzik Sanayii Federasyonunca (İFPİ) yapılan açıklamaya göre, bu davalar internet kullanıcılarının telif haklarını çiğnemelerini engelleme ve onları yasal hizmetlerden yararlanmaya teşvik etme amacını taşıyor.&lt;br /&gt;İFPİ başkanı John Kennedy, tüketicilerin artık birkaç yıl öncesine göre çok daha kolayca yasal yoldan müzik indirebileceklerine dikkati çekerek, "Ama bazıları; sanatçıların, bestecilerin ve yapımcıların emeğine saygısızlık yaparak hala yasa dışı yoldan şarkı indirmeye devam ediyor" ifadesini kullandı. Kennedy, "Bu yüzden hukuki girişimlerimizi üzülerek de olsa sürdürüyoruz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 binden fazla davanın 17 ülkede açıldığı, davaların ortalama 2400 avro para cezasıyla sonuçlandığı kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu Avrupa’da en büyük yasa dışı pazar konumundaki Polonya’nın da ilk kez müzik sektörünün davalarından nasibini aldığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güney Amerika’nın bir numaralı pazarı Brezilya’da da ilk kez dava açıldı. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-2488364951459929628?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/2488364951459929628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=2488364951459929628' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/2488364951459929628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/2488364951459929628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/internetten-kaak-mzik-indiren-8-bin-kii.html' title='İnternetten kaçak müzik indiren 8 bin kişi mahkemede'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-7283009918746926918</id><published>2006-10-21T10:03:00.000+02:00</published><updated>2006-10-21T10:06:08.667+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deprem'/><title type='text'>Deprem İstanbul'u korkuttu</title><content type='html'>&lt;b&gt;Deprem İstanbul'u korkuttu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Jeofizik Kurumu Başkanı Prof.Dr. Ahmet Ercan Güney Marmara'da kurulan yeni sistemde bir hafta önce bazı hareketler tespit ettiklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük depremin habercisi olduğunu söylemenin mümkün olmadığını söyleyen Ercan şimdilik büyük bir deprem beklemediğini söyledi. Balıkesirde bir kırığın olduğunu vurgulayan Ercan şimdilik bir paniğin gereksiz olduğunu söyledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-7283009918746926918?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/7283009918746926918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=7283009918746926918' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/7283009918746926918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/7283009918746926918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/deprem-istanbulu-korkuttu.html' title='Deprem İstanbul&apos;u korkuttu'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-7883068649814015418</id><published>2006-10-21T10:01:00.000+02:00</published><updated>2006-10-21T10:03:18.226+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yahoo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>Geleceğe iz bırakmak istiyosan Yahoo'ya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger2/2280/4332/1600/yahoo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/2280/4332/320/yahoo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnternet kullanıcılarını insanlık tarihinin bir anını yakalayacak "ilk antropoloji projesi" için fotoğraf, video, şarkı, fikir, desen veya her türlü sayısal belgeyi göndermeye davet eden Yahoo, bu projeye katılmak isteyenlerin aşk, öfke, korku, acı, mutluluk, umut, güzellik ve "katılımcıdan" her şeyle ilgili belgeyi "Yahoo Time Capsule" sitesine gönderebileceklerini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahoo’nun "Genel Yayın Yönetmeni" Srinija Srinivasan, projeyi Meksika’da başkente 40 km uzaklıktaki Teotihuacan Güneş Piramidi’nde 25 Ekimde başlayacak ve 3 gün sürecek törenle kutlayacaklarını belirterek, internetten naklen yayınlanacak bu törende en iyi videoların piramit üzerinde gösterileceğini ve kullanıcıların gönderdiği sayısal verilerin anıttan uzaya yayınlanacağını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahoo’nun projesine York Düşesi Sarah Ferguson, Endülüs konusundaki bazı düşüncelerini, yapımcı John Woo ilk çizgi filminin bir bölümünü ve guru Deepak Chopra dünya barışı ile ilgili fikirlerini şimdiden gönderdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahoo’nun ilk antropoloji projesine katılacak öneriler, 8 Kasım 2006’ya kadar gönderilebilecek ve bir saklama konteynırına konduktan sonra bir kopyası Washington’daki Smithsonian Enstitüsü ve bir kopyası da Meksika Antropoloji ve Tarih Enstitüsü için olmak üzere California Sunnyvale’de gizli bir yere gömülecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-7883068649814015418?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/7883068649814015418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=7883068649814015418' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/7883068649814015418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/7883068649814015418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/gelecee-iz-brakmak-istiyosan-yahooya.html' title='Geleceğe iz bırakmak istiyosan Yahoo&apos;ya'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-854521082322370170</id><published>2006-10-20T11:06:00.000+02:00</published><updated>2006-10-20T13:18:08.369+02:00</updated><title type='text'>Hiçbir zaman hayattan hızla geçme</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hiçbir zaman yaşamın içinden hızlı geçme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar gecen mesafede yola çocuk fırlamadı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir tas çarptı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunu yaparken de bağırıyordu: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu yaptığın ne demek oluyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neden yaptın bunu???' &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Lütfen, amca, lütfen kızmayın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuk gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Abim orada. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilirmisiniz? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Hiçbir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fısıltıyı dinle veya taşı bekle. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seçim senin"  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-854521082322370170?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/854521082322370170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=854521082322370170' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/854521082322370170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/854521082322370170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/hibir-zaman-hayattan-hzla-geme.html' title='Hiçbir zaman hayattan hızla geçme'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-345099902427978356</id><published>2006-10-20T11:03:00.000+02:00</published><updated>2006-11-03T03:51:47.701+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>Beyaz-Kelle Paça</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/CYD75vbuZt4"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/CYD75vbuZt4" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-345099902427978356?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/345099902427978356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=345099902427978356' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/345099902427978356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/345099902427978356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/beyaz-kelle-paa.html' title='Beyaz-Kelle Paça'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-5231164072116245022</id><published>2006-10-16T00:56:00.001+02:00</published><updated>2006-11-03T03:53:30.192+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madencilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>Mission İmpossible 3 Fragman</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/mgtglsqanYk"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/mgtglsqanYk" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-5231164072116245022?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/5231164072116245022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=5231164072116245022' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/5231164072116245022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/5231164072116245022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/blog-post_16.html' title='Mission İmpossible 3 Fragman'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-347532660339385998</id><published>2006-10-15T16:56:00.001+02:00</published><updated>2006-11-03T03:54:20.647+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madencilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>Gitt Fullforce</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/FvpAltWD6Tg"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/FvpAltWD6Tg" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-347532660339385998?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/347532660339385998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=347532660339385998' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/347532660339385998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/347532660339385998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/gitt-fullforce.html' title='Gitt Fullforce'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-2337913893593832584</id><published>2006-10-15T14:58:00.000+02:00</published><updated>2006-11-03T03:54:40.503+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madencilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>BenQ Ronaldo</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/jPCUcEAyDXw"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/jPCUcEAyDXw" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-2337913893593832584?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/2337913893593832584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=2337913893593832584' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/2337913893593832584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/2337913893593832584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/blog-post.html' title='BenQ Ronaldo'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-8401640655903637513</id><published>2006-10-15T14:43:00.001+02:00</published><updated>2006-11-03T03:55:08.991+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güngör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='madencilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gungor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sipahioglu'/><title type='text'>Tofita Mix</title><content type='html'>&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/krzL5n-ukMY"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/krzL5n-ukMY" type="application/x-shockwave-flash" height="350" width="425"&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-8401640655903637513?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/8401640655903637513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=8401640655903637513' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/8401640655903637513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/8401640655903637513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/tofita-mix.html' title='Tofita Mix'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-7313572871849537707</id><published>2006-10-10T11:52:00.000+02:00</published><updated>2006-10-10T11:55:36.246+02:00</updated><title type='text'>Mühürlenmiş Kentin Dudakları Mülteci</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;" class="altyazi"&gt;Mühürlenmiş Kentin Dudakları Mülteci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutlar, sağaltılmış çocuk gözleri&lt;br /&gt;Dolu bir buhur&lt;br /&gt;Bazen kırkikindi&lt;br /&gt;Bazı geceler dolunay&lt;br /&gt;Ankara'ya yağmur yağar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlar uçar&lt;br /&gt;Bazen ıslak kanatlı&lt;br /&gt;Bazı geceler hercai&lt;br /&gt;Kuşlar bemol sesinde çocuğun&lt;br /&gt;Gökyüzü özlemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kent uyanır düşünden&lt;br /&gt;Ağdalanmış bedenler&lt;br /&gt;Somurtulmuş yorgan gibi&lt;br /&gt;İner caddelere&lt;br /&gt;Hareket eder tramvay&lt;br /&gt;Bir kuş yalnız&lt;br /&gt;Diğerlerinin peşi sıra gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlar, kalabalığın yok sesi&lt;br /&gt;Mühürlenmiş kentin dudakları mülteci&lt;br /&gt;Uykuya kaçar çocuklar&lt;br /&gt;Kuşluk vakti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara - 05.03.2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki Erşen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt;&lt;!--&lt;br /&gt;google_ad_client = "pub-2440032664600098";&lt;br /&gt;google_ad_width = 468;&lt;br /&gt;google_ad_height = 60;&lt;br /&gt;google_ad_format = "468x60_as";&lt;br /&gt;google_ad_type = "text_image";&lt;br /&gt;google_ad_channel ="";&lt;br /&gt;google_color_border = "CCCCCC";&lt;br /&gt;google_color_bg = "CCCCCC";&lt;br /&gt;google_color_link = "000000";&lt;br /&gt;google_color_text = "333333";&lt;br /&gt;google_color_url = "666666";&lt;br /&gt;//--&gt;&lt;/script&gt;&lt;br /&gt;&lt;script type="text/javascript"&lt;br /&gt;  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-7313572871849537707?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/7313572871849537707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=7313572871849537707' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/7313572871849537707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/7313572871849537707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/mhrlenmi-kentin-dudaklar-mlteci.html' title='Mühürlenmiş Kentin Dudakları Mülteci'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115999702954525600</id><published>2006-10-04T23:23:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T23:23:49.553+02:00</updated><title type='text'>Seni Seviyordum</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SENİ SEVİYORDUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına&lt;br /&gt;düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.&lt;br /&gt;Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan&lt;br /&gt;başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,&lt;br /&gt;vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu&lt;br /&gt;çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum&lt;br /&gt;herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı&lt;br /&gt;oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.&lt;br /&gt;Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,&lt;br /&gt;köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların&lt;br /&gt;üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,&lt;br /&gt;gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni seviyordum, bilmiyordun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun. &lt;br /&gt;Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten&lt;br /&gt;sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...&lt;br /&gt;Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların&lt;br /&gt;bana inat, başın her şeye meydan okuyarak. &lt;br /&gt;İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.&lt;br /&gt;Değiştik sanıyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sen yine bilmiyordun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İclal Aydın&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115999702954525600?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115999702954525600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115999702954525600' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999702954525600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999702954525600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/seni-seviyordum.html' title='Seni Seviyordum'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115999496811996872</id><published>2006-10-04T22:48:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T22:49:28.130+02:00</updated><title type='text'>"Sevmek Nedir Bilirmisin..."</title><content type='html'>&lt;strong&gt;"SEVMEK NEDİR BİLİRMİSİN?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kızın yüzüne baktı. Geçmişi hatırladı. Bir ay önce ayrılmışlardı. Hem de kız deli gibi severken. Bunu bilmiyordu. Anlayamamıştı kızın sevgisini belki de anlamak istememiştir! Ve hâlâ daha seviyordu kız. Ama düşman olmuşlardı. Yine aynı hikâye; gurur, arkadaşlar ve zıtlık. Bu üç eziyet sağ olsun ayrılmışlardı. İki yabancı. Birlikte ama yalnız iki yabancı... &lt;br /&gt;Bu hatırlamadan sonra çocuk hararetli bir tartışma sonunda şu soruyu sordu;&lt;br /&gt;“ – Sen sevmek nedir bilir misin?”&lt;br /&gt;“ – Ne demek bilir miyim? Bu soruyu sormana inanamıyorum. Nasıl yaparsın, nasıl sorarsın! Vicdanın rahat mı? Uzun geceler boyunca uykusuzluk çektin mi? Peki ya sen sevdin mi? Hayır sanmıyorum. Buz tutmuş bir kalple sevemezsin. Kendini aldatırsın ancak. Ve aynı buz tutmuş yürekle bu soruları soruyorsun. Ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun bir fikrin var mı? Gitgide çamura saplanıyorsun. Bitip tükenmeyen gecelerde... Sevmek nedir bilirim!!! Evet bilirim! Uzun gecelerde gözüme bir damla uyku girmeden, yorganın altında, ondan gelecek tek bir mesaj için saatlerce beklerdim. Sevmiştim. Hâlâ seviyorum. Bi zamanlar buz tutmuş kalbinle sende sevmiştin. Ya da ben öyle sanmıştım. Hayır, hayır, sevmemiştin. Buz tutmuş bir kalple sevemezsin. Sen nesin? Kalbimi söküp atmaya ne hakkın var? Kalpsizim işte, sevemiyorum. Tek bir kişiye bağlanmıştım. Kalbimi çaldı, hayallerimi, uykularımı, gecelerimi, umutlarımı çaldı! Beni aldattı, kullandı. Duygularımla oynadı. Hem de bu benim arkadaşımdı. Çok iyi arkadaşım... Sonra ne mi yaptı! Kaçtı ve hatalarını başkalarının üstüne attı. Arkadaşları yüzünden beni bıraktı. Şimdi bana karşımda bu soruyu soruyor. Anlamadın mı sersem! Uykularımı, hayallerimi, gecelerimi ve KALBİMİ çalan sensin! Ne kadarda sersemsin. Sevgimi hiç anlamadın, anlamak istemedin! Eriyip gidiyorum. Neden fark etmedin. Neden bırakıp gittin? Neden???????? ”&lt;br /&gt;Kız, içindeki tüm nefreti, daha doğrusu içindeki tüm sevgiyi haykırmıştı. Çocuk donup kalmıştı. Bu kadar ileriye gittiğini tahmin edemezdi. Aslında oda sevmişti ama ama ama... Amalar dolu bir dünyada... Onun ne suçu vardı? Arkadaşlarınındı bütün suç. O kıza onlar çektirmişti. Neden olmasın? Hâlâ seviyordu çocuk. Neden arkadaşları ve maziyi kenara atıp yeniden başlamıyorlardı?&lt;br /&gt;“ – Beni affet” diye inledi. Kızın gözlerinden düşen tek bir inciyi bile sakınan çocuk kızın ağlamasına dayanamadı olduğu yere çöküp ağlamaya, inlemeye başladı. Kız dayanamadı çocuğun yüzünü kendine doğru çevirdi. “ – Seni seviyorum” diyerek yaşlardan ıslanmış dudaklarına masum bir öpücük kondurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G.G - 20.04.2005&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115999496811996872?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115999496811996872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115999496811996872' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999496811996872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999496811996872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/sevmek-nedir-bilirmisin.html' title='&quot;Sevmek Nedir Bilirmisin...&quot;'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115999412211988589</id><published>2006-10-04T22:30:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T22:35:22.126+02:00</updated><title type='text'>Şiir Vakti</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bir sabah, &lt;br /&gt;Zamanı durdurdun sen... &lt;br /&gt;Ayrılığı ekledin sonbahara &lt;br /&gt;Mevsimin bütün bulutları, &lt;br /&gt;Gözlerimde birikti de &lt;br /&gt;Ben yağamadım bakışlarına... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle! &lt;br /&gt;Hangi güneş &lt;br /&gt;Baharı getirecek şimdi bana? &lt;br /&gt;Kadehimiz ayrılağa kalkmadı ki hiç &lt;br /&gt;Ben nasıl içebilirim yokluğuna...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki, &lt;br /&gt;Zamansızdı sevgim &lt;br /&gt;En az gidişin kadar! &lt;br /&gt;Elde değil bu.&lt;br /&gt;Sen hiç eylülde sevip de &lt;br /&gt;Vakitsiz hüzünlere beyaz bayrak salladın mı? &lt;br /&gt;Bilemezsin sevdiğim... &lt;br /&gt;Nasıl da koyuyor adama güzün geri kalanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduğum gündeyim şimdi.&lt;br /&gt;Yoksun... &lt;br /&gt;Bir başıma içip, &lt;br /&gt;Kağıda gidişini karaladım... &lt;br /&gt;Hazanda sevmek akıl kârı değilmiş sevgili &lt;br /&gt;Anladım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okan Savcı&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115999412211988589?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115999412211988589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115999412211988589' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999412211988589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999412211988589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/iir-vakti.html' title='Şiir Vakti'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115999189104997442</id><published>2006-10-04T21:57:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T21:58:39.916+02:00</updated><title type='text'>Kalori</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ne kadar az kalori o kadar uzun ömür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek için daha az kalori tüketmeli, daha az yemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun ve sağlıklı bir yaşamın temel belirleyicilerinden biri, günlük tükettiğimiz toplam kalori miktarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar çok kalori tüketirseniz, ömrünüz o kadar kısalır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yağ oranı azaltılmış, hayvansal protein yükü sınırlanmış düşük kalorili diyetlerin yaşam süresini uzattığı düşünülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedeninize hangi yakıtlarla enerji sağladığınız çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru ve temiz yakıtlarla beden makinenizin uzun süreler düzenli çalışabileceğini bilmelisiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru ve dengeli beslenir, akılcı yakıtlar kullanır, gerekli bakımlar-gözden geçirmeler yapılırsa vücudunuz size 120 yıldan daha uzun bir süre rahatlıkla hizmet verebilir! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenme, yeterli ve dengeli beslenmenin akılcı bir bileşimidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükettiğiniz besinler sizin günlük enerji kaynağınızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengesiz bir diyet, bedeninizi ve buna bağlı olarak da hayatınızı kötü yönde etkiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı çeşitteki besinleri yeterli ve dengeli bir şekilde tüketmek, sağlıklı kalmanızı sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yiyecek maddesi tek başına vücudun gereksinim duyduğu bütün maddeleri sağlayamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebzeler, meyveler, tahıllar ve protein kaynağı olarak da balık, az yağlı kümes etleri ve yağsız etler, hem damak tadınızı tatmin eder, hem de kilonuzu sağlıklı bir çerçevede tutmanıza yardımcı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudunuzun çeşitli yiyeceklerde bulunan besinleri nasıl kullandığını bilmek, doğru beslenme alışkanlığının sağlığınızı nasıl etkilediğini anlamanıza yardım eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudunuz, her gün düzgün bir şekilde çalışmak için karbonhidrat, protein ve yağlardan elde edilen belirli bir miktarda enerji kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem besinlerden alınan enerji hem de vücudun çalışmak için kullandığı enerji kalori olarak ölçülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük kalori ihtiyacınızı belirlemek için, değişik hesaplama yöntemlerinden faydalanılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prensip olarak ihtiyacınız kadar kalori tüketmeniz, aldığınız fazla kalorileri egzersiz aktiviteleri ile yakmanız zorunludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinler hakkındaki anlaşmazlık içinde olan bilgiler pek çok insan gibi sizin de kafanızı karıştırabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin için hangisinin iyi, hangisinin kötü olduğu her zaman pek kolay anlaşılamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Problem kötü besinlerden çok; eksik ve yanlış beslenme modelleridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenme için anahtar, besinleri gün ve hafta boyunca yeterli ve dengeli tüketmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel çalışmalar sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam ilişkisinin önceden düşünülenden daha önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamı tehdit eden en yaygın 6 hastalık -kalp hastalıkları, kanser, felç, diyabet, kronik karaciğer hastalıkları ve siroz, aterosklerozis- insanların tükettikleri besinlerden etkilenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar diğer faktörler -öncelikle genetik oluşum- hastalık riskinizi belirlese de sağlıklı bir diyet bir hastalık gerçekleşmeden genetik eğilimi önleyebilir veya azaltabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞEKER ALIMI NASIL AZALTILIR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı basit kurallara dikkat ederek şeker kullanımınızı önemli ölçüde azaltabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacağınız tek şey neleri az veya çok yiyebileceğinizi bilmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın! Şeker tüketiminizi çoğalttıkça, sağlık hazinenizi azaltırsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tercihi doğru yapın: Doğal meyve suları, şekersiz gazlı içecekler, soda, taze ve şekeri az meyveler, şekersiz sıcak çikolata, jöle, puding, kraker gibi besinleri tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları az kullanın: Şekersiz peksimet ve bisküvi, gofret, şekersiz kek kullanın. Tatlandırılmış içecekler, limonata ve meyveli içecekler, kek, pasta, börekler, dondurma, şerbet, şekerle tatlandırılmış jöle, 30 gramında 5 gramdan fazla sukroz veya başka tür şeker içeren kahvaltılık tahıllar, şeker, çikolata, bal, reçel, marmelattan uzaklaşın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha canlı olmak için beslenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, enerjinin hareketidir. İlk kalp atışından son nefese kadar vücutlarımız sürekli olarak besinleri enerjiden ısıya, harekete, düşünceye, duygulara ve aktiviteye dönüştürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğayla uyumlu olarak beslenmek taze, organik öğelerin canlılığına yönelmek ile hayatın kaynakları olan güneş ve toprağa daha çok yakınlaşabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle sağlığınızı ve iyilik halinizi daha da artırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAZE YİYİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fazla rafine edilmiş ve işlenmiş -işlemlerden geçirilerek doğal halinden uzaklaşmış yiyeceklerde yararlı birçok besin unsurları önemli ölçüde kaybolur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın taze olmayan besinlerde yağ, şeker ve ilave katkı maddelerinin miktarı da fazladır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle meyve ve sebzelerin taze olarak kullanılması önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze besinler vitamin, mineral ve flavonoidler gibi mikro besin unsurlarından daha zengindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UZAK DURUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tereyağı, margarinler, şekerlemeler, çikolata, tam yağlı peynirler, tam yağlı süt ve yoğurt, tam yağlı sütlerle yapılmış dondurma, tavuk kanadı ve derisi, yağlı kırmızı et, sucuk, salam ile diğer mandıra ürünleri, sakatatlar, her türlü kızartma ve tüm fast-food besinler uzak durmanızı önerdiğimiz başlıca ürünlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SIK SIK TÜKETİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm taze balıklarla deniz ürünleri, derisi alınmış tavuk ve hindi eti, yumurta beyazı, sebzeler, meyveler, taze sıkılmış meyve suları, baklagiller, doğal ve tam tahıllar, kurutulmuş meyveler, sebzeler, kepekli ekmek, bulgur, kuskus, kepekli makarna, kabuklu pirinç ve zeytinyağı bu tür besinlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte günlük kalori ihtiyacınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1600 kal &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-6 yaş arası çocuklar , Kadınlar, Yaşlılar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 kal &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2200 kal &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler, Aktif kadınlar,Gençler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2800 kal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır işte çalışan erkekler,Ergenlik dönemindeki erkekler&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115999189104997442?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115999189104997442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115999189104997442' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999189104997442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999189104997442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/kalori.html' title='Kalori'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115999176237686531</id><published>2006-10-04T21:55:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T21:56:02.393+02:00</updated><title type='text'>Kadınlar Hakkında Ne Dediler</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kadınlar için ne dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar. Her ikisine kavuşmak büyük şanstır. » NAPOLEON &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın her şeyi affeder fakat asla unutmaz. » CONFICIUS &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. » A.DUMAS FILS &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadını güzel yapan Allah, sevimli yapan şeytandır. » VICTOR HUGO &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklere sevgilerini sık söyleyen kadınlar en az seven kadınlardır. » SHAKESPEARE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın. » STUART MILL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler. » HALiDE EDiP ADIVAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krallar da kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin bir borç ödemesi olduğuna inanırlar. » BALZAC &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seven bir kadın için sevdiği erkeğin yüzü, ona tıpkı denizin denizciye göründüğü gibi görünür. » HONORE DE BALZAC &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın, eğer bir erkek onun eline düşmeden önce kucağına düşebilseydi daha cazibeli olurdu. » AMBROSE BIERCE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modası hiç geçmeyen birkaç şeyden biri de dişi bir kadındır. » RALSTON &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı, kadınları ağzı laf yapan yakışıklı erkeklerden korusun. » HONORE DE BALZAC &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların erdemi, erkeğin en büyük keşfidir. » CORNELIA OTIS SKINNER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadına güzel olduğunu söylemeyin; ona başka bir kadının onun gibi olamadığını söyleyin ve göreceksiniz ki bütün kapılar size açılacak. » JULES RENARD &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir kadın, görenleri kibarca çıldırtan bir resim gibidir. » RALPH WALDO EMERSON &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeki bir kadın hazinedir. Güzel ve zeki bir kadın güçtür. » GEORGE MEREDITH &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadnın yüzündeki ifade, üzerindeki giysiden çok daha önemlidir. » DALE CARNEGIE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın için, şöyle bir bakılmak bile gözden kaçırılmaktan daha iyidir. » MAE WEST &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir kadın yeterince hırslı, kararlı ve yetenekliyse, yapamayacağı hiç bir şey yoktur. » HELEN LAWRENSON &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya kadınsız varolamaz. Gelecek bizim elimizde. » JOAN COLLINS &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar bütün dünyada ikinci sınıf yaratık olarak görürler, ama dünyayı bir arada tutanlarda onlardır. » PAM BROWN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar insalara daha yumuşak davranır. Biz insanlara çocuk eldivenleriyle dokunuruz. » SHIRLEY CAESAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar başarılarını elde ettikleri zenginliklerle değil, çevrelerinde biriktirdikleri sevgiyle ölcerler. » LINDA MCFARLANE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman şuna inandım: Bir kadının başarısı başka bir kadının başarısını hazırlar. » GLORIA VANDERBILT &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar omuz omuza sıralandıklarında aradan kimse geçemez. » LINDA MCFARLANE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahraman erkekler nasıl da yakıp yıktılar. Kahraman kadınlar nasıl da hayata döndürdüler. » PAMELA DUGDALE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın tam bir dairedir. İçinde yaratma, besleme ve dönüştürme güçleri vardır. » DIANE MARIECHILD&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115999176237686531?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115999176237686531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115999176237686531' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999176237686531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999176237686531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/kadnlar-hakknda-ne-dediler.html' title='Kadınlar Hakkında Ne Dediler'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115999109888443128</id><published>2006-10-04T21:41:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T21:44:58.893+02:00</updated><title type='text'>Ahtapot</title><content type='html'>&lt;strong&gt;14-15 yaşlarındaki bir kızda durup dururken hamilelik belirtileri başlamış: Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri geliyormuş, sabahları yataktan hasta gibi kalkıyormuş... Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün olamayacağını, çünkü hiç bir erkekle bu sonucu doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyormuş. &lt;br /&gt;Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, “Bu yaşta... Allahım Allahım, kepazelik bu” dese de kız hala hamile olmadığını söylüyormuş. Sonunda anne küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri göze alarak kızını hastaneye götürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece büyük boyutlara ulaşmış bir tümör tesbit edilince şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış tabii. Doktorlar rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör sandıkları şey kocaman bir ahtapotmuş. Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle birlikte okyanus kenarındaki bir kasabada tatil yapmış. Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan doğal olarak okyanus sularında milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış.&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115999109888443128?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115999109888443128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115999109888443128' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999109888443128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115999109888443128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/ahtapot.html' title='Ahtapot'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115998989072765362</id><published>2006-10-04T21:21:00.000+02:00</published><updated>2006-10-04T21:24:50.740+02:00</updated><title type='text'>Bakteri Diyalogları</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bakteri Diyalogları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-ne var lan? ne istiyon gene... &lt;br /&gt;-olm sus, sessiz konuş...çaktırmadan yukarı bak.. &lt;br /&gt;-ne var lan yukar...hasss... &lt;br /&gt;-yaa. izliyolar olm, mikroskop bu.. &lt;br /&gt;-e napcaz.. &lt;br /&gt;-bölünüp ikiye ayrılalım, izimizi kaybettirmeye çalışalım. &lt;br /&gt;-hadi bakalım... &lt;br /&gt;-hobaaa..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-alo nurettin,gel kocum bira mayaliyoruz hikmettinlerle &lt;br /&gt;-vay bre kafirler, bekleyin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- hamza dayı, yengeyi nutrettin in klonuyla görmüşler... &lt;br /&gt;- neaaa? parçalarım ulan çekirdeğini, nerde o? &lt;br /&gt;- aha şu değil mi? &lt;br /&gt;- yaw o bizim hanımın 4 nesil klonu. yetişkin bir bakteri o. &lt;br /&gt;- sorun yok o zaman, hadin bölünüp okey oynayalım. &lt;br /&gt;- ama bu sefer plazmalar senden. &lt;br /&gt;- ayıpsın abi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- naber lan ibibik! &lt;br /&gt;- saygılı ol... mitoz geçirerek seni ben ürettim! &lt;br /&gt;- hadi len... asıl ben seni! &lt;br /&gt;- ama ama ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- hnkkkkhhh!!! &lt;br /&gt;- abi noluyo? &lt;br /&gt;- hnnnhhhhh!! &lt;br /&gt;- iyi misin abi? &lt;br /&gt;- ya kabız olmuşum da, mitoz geçiremiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceyarısı:&lt;br /&gt;-kız neriman, hişşt kııs, bölünsene fantezi yapalım, ha?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-musteri bakteri: bardaki herkese benden bi içki &lt;br /&gt;-geri kalanlar: Alllaaah bölünün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ulan bölün dur, bi gün de hayatın anlamı nedir diye düşündünüz mü ? &lt;br /&gt;- sus bi yav bölünmeye devam et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nusret abi az ilerde ağzına layık protein molekülü gördüm abi&lt;br /&gt;+ Eywallah koçum dur hemen koful oluşturayım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kız Naciye koca bulun mu kız? Kikir de kikir&lt;br /&gt;+ Ya bulsak nolcak yine mitoz bölüncez &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kanka öyle bir hatun yaptım ki bir Endoplazmik Retukulüm ü var of diyorum sana&lt;br /&gt;+ Mitokondrileri de büyük mü bari &lt;br /&gt;- Ele geliyor abi işte bıngıl bıngıl&lt;br /&gt;+ Nasıl yani ele geliyor? El de ne ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-abi kavga var&lt;br /&gt;-tamam koç, bölünüp geliyorum hemen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-nan olm kosun kosun ayse hanım teyzeler sut koymuşlar dışarı yiyelim &lt;br /&gt;-yok nan geçen bizim ahmetlerin sulale gitti hepsi orda yoğurt oldular walla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sercan abi,ablam telefona gelemez,şu an bölünüyo..&lt;br /&gt;-hiii..niye söyledin,öldürcem seni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-abi okeye dördüncü lazım&lt;br /&gt;-nabiim,bölün..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ulan yine yanlış adamı yakaladınız&lt;br /&gt;-buda mı klon çıktı komserim,of yaa bu kaçıncı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-içinizdeki güce inanın atomcuklar!&lt;br /&gt;-nasıl yani?&lt;br /&gt;-sizdeki o çekirdeğin içinde öyle bir güç varki,açığa çıktımı dünyayı sarsar.Kendine güven..&lt;br /&gt;-hadi len ordan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-hmm..adın mandrake demek..ne yaparsın&lt;br /&gt;-ikiye bölünebilirim&lt;br /&gt;-hadi len ordan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HMCK nın vücuduna giren bakteriler&lt;br /&gt;1- abi biz bu vücuda girdik ama iyi mi yaptık bilmiyorum &lt;br /&gt;2- keyfini çıkar olm hergün alkolümüz sigaramız geliyor patates kızartmamız geliyor daha ne??&lt;br /&gt;1- onu diyorum abi işte pek sağlıklı bir yaşam değil pek ayık gezmiyoruz hergün alkol...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---Orhan ben buralardan sıkıldım artık! Dışarıda başka burunlar, başka mukozalar varmış!!&lt;br /&gt;--- Peki hayatım! Şöyle önlere doğru gel. Ben bir hapşurtayım şunu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- Eyvaaah! Abi antikorlar geliyorrr!!!&lt;br /&gt;---Sus oluum sus! Yere yat hemen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tifosinin vücuduna giren bakteriler..&lt;br /&gt;b1:abi bakteriyisde bu kadr zevksizlik olmaski...&lt;br /&gt;b2:ne bilim olm uzaktan ii gözüküyodu...&lt;br /&gt;b1:sen sanırım davulla yakından muhattap olmadın..&lt;br /&gt;b2: ?&lt;br /&gt;b1:davulun sesi diyorum uzaktan diorum hoş gelir diyorum...kapiş ??&lt;br /&gt;b2: ok&lt;br /&gt;b1:abi ben burdan kaçma planları yapıyorum ...olayın eğlencesi kalmadı sıfır aksiyon ...adamın antikorlar alyuwarlar hiçbişi çalışmıyo...acep öldümüki lan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİAnın Vucuda Giren Bakteriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A: Lan burası Neresi Allah Belanı Versin İsmail Ne Biçim yere Getirdin Bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B: Abi Kusura Bakma Yanlız Abi Dışarıdan pek Bi Karızma Duruyodu Ne Bileyim Ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A: Çık Allah Belanı Versin Çık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B: Abi Çıkamıyoruz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A: Nasıl çıkamıyoruz Lan??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B: Abi Tıkılı Kaldık Yapacak Bir Şey Yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A: Yapacak bir Şey kaldı Eşşedüenlea...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cannibalism vücuduna giren bakteriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-abi ii yer bulmuşsun bu sefer önceki 3 yerdensonra&lt;br /&gt;-olm hiç sorma hele o hiamıdır nedir..ondan kurtulduğuma şükrediyorum...hmck gene iiidii...tifosi ıyyy hiç hatırlatma...&lt;br /&gt;-abi bi sorn war bunun saçları biraz uzun kaybolmasak...&lt;br /&gt;-ne kaybolması çök bi yere otur...soluklan biraz..&lt;br /&gt;-tamam abi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cannibalismin kulagına kaca 2 bakteri başta mutludur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;+ abii bura ne gusel biyermişş yav! =)&lt;br /&gt;- vallaf gusel gibi evt lan ilk kes doru bisi dedin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve cannibalism cd calarının kulaklıgını kulagına gecirir!&lt;br /&gt;+ abi karanlık oluo burası korkuorum &lt;br /&gt;- korkma gece oldu sanırımmmm hmm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bööööööööööööööööööööööööööögggggghkk (Cannibal Corpse - I Will Kill You )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakterini biri küfür ederken şehit olur, digeri hala küfür etmektedir...&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115998989072765362?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115998989072765362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115998989072765362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115998989072765362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115998989072765362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/bakteri-diyaloglar.html' title='Bakteri Diyalogları'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115996523311627956</id><published>2006-10-04T14:32:00.001+02:00</published><updated>2006-10-04T14:49:55.666+02:00</updated><title type='text'>Aşkın Sen Hali</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;color:#ffff99;"&gt;&lt;strong&gt;Aşkın ''SEN'' Hali...Bir çift ela gözün çimen yeşiline çalan kıvrımlarında gördüm ilk; Bir adamın bir kadını ancak bu kadar sevebileceğini... Gözlerine yansıyan bakışlarımda, bir adamın ancak bu kadar sevilebileceğini gördüğüm gibi... Kimse senin gözlerinle bakmamış bana, ben kimsenin gözlerinde yitip, o gözlerle seyre dalmamışım dünyayı; senden önce... Aşk; aşk olalı böyle bir hal, böyle bir duruş yakalamamış bir çift gözbebeğine cennet bahçelerinin gölgesi gibi inen, her biri yüreğimi tam da orta yerinden vuran kirpiklerde... Kokundan tanıdım seni... Yıllardır arayıp da bulamadığım o koku... Deniz kokusu kadar büyülü, yabani leylak kokusu kadar baştan çıkarıcı, bebek kokusu kadar saf, taze ekmek kokusu gibi sıcacık.Bir yandan da gibi'si olamayacak kadar tanımsız... Başım nasıl dönmez şimdi benim? Önüm sıra alıp gitmek varken bu kokuyu, arkamı dönüp de uzaklaşabilir miyim senden? Sana karışıp, kaybolmak, seninle bir olmak varken... Dudaklarımı yakıyor hasretinin buruk tadı...Ama o hasret ne de güzel acıtıyor biliyor musun...Ne de güzel sızlatıyor ince ince. Senin yarin; Sabır eyliyorsa böylesi bir özlemi, bil ki canından çok seviyor seni. Bil ki vaktini saatini bekliyor vuslatların en güzelinin... Uykuların en derininde kıpırdanıyordur şimdi dudakların, kim bilir hangi ben'li rüyanın en tatlı yerinde belli belirsiz mırıldanıyorsundur sevdiğini. Bense uykusuz bir gecenin koynunda dört harf seçmişim alfabeden, ismin diye döndürür dururum dilimde.İsmin, susuzluktan ölsem bile içmeye kıyamadığım bir damla su... Sana kavuşacağım ana dek geçecek tüm saatler, kollarında olacağım zamana takvim dokumuş bütün günler nasıl adınla başlıyorsa, içime çektiğim her nefes de adınla doluyor bedenime... Verir vermez nefesimi, hızla içime çekiyorum yine, ya kaybolursa ismin bu odanın içinde?! Ya ölürsem; hem de sırf bu yüzden?... Güneş, ilk ışıklarını nice alemlerin üzerine yaymak, nice karanlıkları aydınlatmak için nazlı nazlı süzülürken ufuktan gökyüzüne doğru, benim güzel gözlü meleğim de salacak bakışlarını dünyamın üzerine ki anlayayım gecemin güne kavuştuğunu... Yaşamımın en büyük müjdesi, en büyük aşkı, duy bu dediklerimi: Her ne geldiyse başıma seni bilene dek; bin beterine razı olurdum yine; ödülün yine "sen" olacağını bilsem. Ben talihsiz sanırken kendimi, meğerse ne büyük bir sınavdan geçiyormuşum! Meğerse diyetini en başından ödüyormuşum şimdiki mutluluğumun. Çok dua etmişim; bir o kadar da almışım demek ki, sevabım günahımdan çokmuş demek ki. Bilmem ki şimdi nasıl şükretmeli?... Hem içimdesin; hem dışımdayım. Hem bendesin, hem sendeyim... Ruh ikizim, eşim, aşk metalinden bir ferman yazıyor parmağımda; sen diye sevip okşadığım... Hani bir gece, gül yaprakları arasında bana sunduğun, taktığım gibi parmağıma kazınmış sevda mühürün... Hiç korkmayasın bensiz kalmaktan, hiç korkmayasın ellerimi tutmak isteyip de dokunamamaktan. Öyle bir yazgı ki bu; öyle bir "bir" olmak ki, bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmez, biri ikiye bölmeye kimse cesaret edemez. Şu ömür dedikleri rüyanın içinde sen bulmuşsun ya beni, daha ne isterim ki hayattan? Başka ne için yaşanabilir ki bundan sonra?Sadece senin için; sen diye, seninle... Senin gülüşün, sesin, nefesin, tenin olmadan tutunamam artık hayata, çünkü bana kendini tertemiz aşkından süzüp de getirdin sen; onca pisliğin arasında can çekişirken bu yorgun dünya... "İnsan" olan insan sevince, sevdası da "sevda" oluyormuş demek; görmemişim ki senden önce... Yalanları, yamalı hırsları, küçük hesapları, sinsiliği; sahte aşkları ile kuşatıp her önüne gelene lütufmuşcasına dağıtanlara ibret olsan keşke; yüreğinin saflığıyla, dürüstlüğünle... "Böylesi de varmış" dedirten yüreğinle, beni gerçek aşkın güzelliğine inandıran yüreğinle... Geçmişin tüm puslu izleri silindi gitti, dün de sensin bugün de. Yarın varsa, senin için var. Görür gibiyim gelecek günleri, bembeyaz; kollarında yaşlanıp giderken saçlarıma düşecek tel tel aklar gibi... Olmazı "ol" deyişi ile olur kılan yüce tanrım yüzünü bana senin yüzünde göstermiş demek ki... Bu yüzden biliyorum ki, ne geri dönüşü vardır bu yolun, ne de sonu... Tüm kelimeler, senin dünya üzerindeki varlığını bildiğim gün yeni baştan vücut buldular, gerçek anlamlarına o zaman kavuştular. İşte bu yüzden "sevgilimsin", işte bu yüzden "seni seviyorum"... İşte bu yüzden ruhumu tüm kötülüklerden koruyan bu aydınlığın diğer adı; "aşkın SEN hali".... &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#ffff99;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#ffff99;"&gt;&lt;strong&gt;Güngör Sipahioğlu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;META name="verify-v1" content="8tj/CLBcnXWpniknUNZ4MQKrpwr3X7zkepK9N76665Y=" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115996523311627956?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115996523311627956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115996523311627956' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115996523311627956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115996523311627956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/akn-sen-hali_04.html' title='Aşkın Sen Hali'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35490024.post-115996473786281903</id><published>2006-10-04T14:21:00.000+02:00</published><updated>2006-10-16T02:02:13.248+02:00</updated><title type='text'>Olur Ya Hani</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;color:#ff0000;"&gt;olur ya hani..ansızın, sebepsiz yere, bi çağrışım dürter, birden suratın düşer, sırtın üşür, gemiler yanar, yangını çıkaran da körükleyen de belli değildir, 'tarifsiz kederler'e gark olursun, kendini seçemezsin, bırakıp gidemezsin de, dudağının yarısı gülümser, kalan yarısı bükülmüştür, bişey düğümlenmiştir bilincinde şuursuzca, çözülecek gibidir de hani, çözülmeyecek gibi de durur biraz düşününce, yavaş yavaş boynun da bükülür, cüssen de ağırlaşır, tüy düşse kafana dengen bozulacak gibidir, ciddiye alırsın......üşenirsin ya hani..sallarsın, aldırmazsın, kaale de almazsın, doluya koyamazsın, boşa kıyamazsın, öteki kendine kaçarsın, yok sayarsın, canın çekmez, tırsarsın, geyiğe sırnaşırsın, televizyona sığınırsın, yatağa yığılırsın, şarkılardan korkarsın, yağmura bakamazsın, aynalara nanik yaparsın, affedersin, sabredersin, kendini sokağa atarsın, tevekkül edersin, tanıyamazsın, inanamazsın, başından savarsın, yalan söylersin, kıvırırsın, maske takarsın, 'yok canım o kadar da değil' dersin, kandırırsın kendini, ikna olursun..... . durursun ya birden hani..hayır ikna olmamışsındır, durum vahimdir, kırmızı alarm vaktidir, ışıkları söndürürsün, karartma uygularsın bünyede, kazı hazırlıklarına başlarsın, kurt düşmüştür düşüncene, pembeler kurtlanmıştır, panik olursun, sağanak başlamıştır, fırtına emre amadedir, med-cezir dengelerini alt-üst etmiştir, yanlıştır, herşey aksi gidiyodur, haybeye gülüyosundur ağlanacak haline, geçmiş karşına dikilmiş kanırtıyodur, gelecek yarı yolda arıza yapmıştır, şimdiki zaman yiter gider.....yenilirsin ya hani..gidersin, gitmek istersin, daha uzağa gitmek istersin, en uzağa gitmek istersin, cehennemin dibine gidersin, kesmez, pes edersin, geri gelirsin, onurun eskir, büyürsün, ama cılızdır silahların, suçun sabittir, yanlış tenleri ayartmışsındır, gidecek yerin yoktur, gene de gitmek istersin, bi daha gitmek istersin, en çok gitmeyi istersin, daha çok gitmeyi istersin, gerçekten istersin, gidersin de, bu defa temelli gidersin, kimse görmez gittiğini, unutursun kimsenin görmediğini, hiç acıtmaz.....yazarsın ya hani..ıssız su kenarlarında bile kalabadır başın, dişi bir mağrurlukla onbin yerinden sürgün veren ukdeler bedenini yok eder, makyajın hala tazedir ağlayamazsın, renkler güneşi reddeder, mavi silinir, grinin en zalim tonlarına boyanır kırmızı, sarı, yeşil ve diğerleri de griye keser, soluksuz kalırsın renkler küsünce, dalı bol alı bol, yaprağı bol bir ağacın gövdesinde yok olmak istersin, ağaç da rengini düşürür sanki sonbaharmış gibi, başka ağaçlara gizlemek istersin sırrını, orman karşı kıyıdadır, objektifine sığmıyodur, kayığın küreklerini de yakmışsındır ısınmak için......dank eder ya hani..üşürsün birden!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;color:#ff0000;"&gt;Güngör Sipahioğlu&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Güng?r Sipahioglu&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35490024-115996473786281903?l=gungorsipahioglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/feeds/115996473786281903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35490024&amp;postID=115996473786281903' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115996473786281903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35490024/posts/default/115996473786281903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gungorsipahioglu.blogspot.com/2006/10/olur-ya-hani.html' title='Olur Ya Hani'/><author><name>kaisercrazy</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_g77YYM3uH1Y/S4V8zWsl5tI/AAAAAAAAAEI/ayEZdjGCPa8/S220/n726000860_1555.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
